Beşiktaş'ta "ne yapsak?" sorusunun aslında bir tuzak olduğunu erken anlarsın — çünkü Çarşı'da bir kararı vermeden üç kişi sana fikrini söyler. İskeleden inip meydana doğru yürürken sabahçı kahvesiyle gece arasındaki çizgi öyle silinir ki saatin kaç olduğunu unutursun. Akaretler'in dik yokuşunu çıkarken bir planın olur, indiğinde bambaşka. Burada seçenek azlığından değil, çokluğundan tıkanırsın. Sen kafanı yorma, zarı at; Beşiktaş zaten kendi akışına çekmeyi biliyor.