Beyoğlu'nda yürürken hiç düz bir hat tutturamazsın; İstiklal'den girersin, bir bakmışsın kendini Cihangir'in dik yokuşunda bir kahvenin önünde bulmuşsun. Burası planın değil, tesadüfün semti. "Ne yapsak?" diye sorman bile fazla resmî kaçar, çünkü her ara sokakta seni başka bir şeye çağıran bir tabela var. Galata tarafına mı sapsan, Asmalımescit'in gürültüsüne mi dalsan derken akşam olur. Sen karar veremeyeceksin zaten, bırak zar senin yerine atsın.