Büyükçekmece'de mesafe bir tercih değil, kaderdir — şehrin geri kalanı 'çok uzak' der, sen omuz silkip gölün kenarına yürürsün. Burada deniz var, göl var, kilometrelerce sahil var; sıkışmış İstanbul'dan kaçanların gizli kozu. Eski taş köprünün üstünden geçerken acelen kalmaz, zaten metrobüsün sonu burası, daha gidecek yer yok. Akşamüstü Mimarsinan tarafına sapıp manzaraya baksan günün yarısı orada erir. Hangi kenara oturacağına karar veremiyorsan zarı at, göl nasılsa sabit duruyor.